24 Temmuz 2011 Pazar

DEPRESİF RUMİNASYON: KÖTÜ VE İYİ ?

Uzun uzun düşünen kişilerin "takılan zihinleri"nin bazı olumlu yan etkileri bulunmaktadır.
Bir depresif ruh halinin sonuçları, anlamları ve nedenleri üzerine odaklanan devamlı düşünme halini içeren depresif ruminasyon, sıklıkla düşünme ve
muhakeme işlevlerine bağlı yetersiz edimle ilişkilendirilir. Peki ama neden?

Ruminasyon üzerine bir düşünce onun önemli bilişsel kaynakları tükettiği, aksi takdirde doğada  hali hazırda bulunup teşvik edilen bir göreve (yaptığınız şey bir duygu olmasa bile) kendini adadığı yönündedir. Yine de, geçen haftalarda "Psikoloji Bilimi" dergisinde yayımlanan bir makale ruminatif düşüncelere sahip kişilerin uzun uzadıya düşünme hallerinin ille de davranışlarına olumsuz bir etki yaratması  söz konusu değildir; bilakis  kişilerin hasar oluşturan eğilimleri,  "zihinsel katılık"(zihinsel olarak esnek olmama hali veya kişilerin zihinlerinde görülen katılık hali)  hali içinde olmaları içindir diye belirtti.  Dahası,  bu yeni araştırma ayrıca bu zihinsel katılığın her zaman kötü olmadığını da gösteriyor. Gerçekte ise dikkat dağıtıcı şey karşısında tek bir amaç edinmek zorunda kaldığınız bir durumla yüz yüze geldiğinizde, ruminatif eğilimleriniz aslında avantajınıza işlemiyor da olabilir. 

Colorado Üniversitesi psikologlarından Lee Altamirano, Akira Miyake ve Anson Whitmer insanların eğilimlerini depresif ruminasyona bağlamak amacıyla bir ölçüm yaptılar ve bu insanlardan uğraş gerektiren iki adet bilişsel görev gerçekleştirmelerini istediler. Bir görev -mektup isimlendirme görevi- amaçlar arası hızlı-ötesi aktarmaya dikkat çekiyor. Kişilere mektuplar gösterildi ve onları sesli okumaları için sağdan sola veya soldan sağa sıraya dizdiler.  Sol/sağ sırası sırası sıklıkla aktardı ve kişiler okuyor oldukları mektupların yönlerini hızlıca aktarmak zorundaydılar.  

Gördüğünüz üzere, zihinsel katılık potansiyel olarak burada kötü birşey değil.  Bu değiştirilmiş Stroop* görevinde , kişiler renkli kelimelerle tanıştırılıdı ve kelime anlamlarını göz önünde bulundurmadan rengini söylemeleri için görevlendirildiler.  Birçok denemede bu kolay bir işlemdi; çünkü renk ve kelime isimleri eşleşmişti. Yine de arada sırada renk kelime ile eşleşmedi. Bu görevi başarmak adına amacınızı (sadece rengi isimlendirmek) hatırlamak zorundasınız ve aslında görevinizin kelimeyi okumak (çoğu zaman kelime okuma işlemi işe yarasa da) yönünde kanmamanız gerekmektedir. 

Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, insanların depresif ruminasyon eğilimleri arttıkça, mektup aktarma görevi üzerinde daha kötü oluyorlar. Yine de, araştırmacılar değiştirilmiş Stroop görevi için bunun tam tersi bir durum olduğunu buldular. İnsanlar ne kadar can sıkıcı biçimde uzun uzadıya düşünmeye eğilimli oldularsa, işlerini o kadar iyi yaptılar. Akılda tutulması gereken şey, bu yeni araştırmada çalışılan kişilerin kolej öğrencileri olması; yani bu bulguların bu durum gözlenen depresyonlu birçok kişide genelleştirilebilir olup olmadığı konusudur. Herşeye rağmen, bu araştırma kişilerin ruminatif eğilimlerinin şaşırtıcı biçimde olumlu yan etkilerini de ortaya koymuş oldu. 

Depresif ruminasyonun olumsuz sonuçları olması yönünde hiçbir soru işareti bulunmamaktadır:  Örneğin, motivasyonun düşmesi,  depresyon süresi ve şiddetinde artmalar vb. bunlardan sayılan birkaçı... Bu yeni araştırma, ruminasyonun(uzun uzun düşünme) bazı potansiyel yararlarını gösteren  büyüyen bir beden çalışmasına katkı sağlıyor ve gerçekte nasıl ve ne zaman birinin ruminatif eğilimleri yararlı olabilir konusunda ipuçları veriyor.  Basitçe söylemek gerekirse, ruminasyonla el ele gidiyor gibi gözüken "takılan zihinler", dikkati dağıtan şeyler karşısında bir amacı zihinlerinde tutmak zorunda oldukları durumlarda bu kişilere yardımda bulunuyor. 

Başarılı bir şekilde günlük hayatta devam etme durumu , sıklıkla rakip talepler gerektirir.  Farklı amaçlar arasında esnek değişimler(kaçamaklar) yaptığınız zamanlar vardır : Örneğin, işte eş zamanlı olarak iki proje üzerine çalıştığınızda ve ikisinin arasında keskin bir biçimde değişim yapmak zorunda olduğunuzda... Fakat, dikkatinizi dağıtan şeylerden uzak durmaya ve tek bir amaç üzerinde durmaya ihtiyaç duyduğunuz durumlarda daha da bulunmaktadır. Ev yolunuz üzerinde kendinizi arabanız içinde bulduğunuzda ve örneğin çocuklarınız diğer manav eşyaları için sizi rahatsız ederken manavda süt almayı hatırlamak için uğraşıyorsanız; cep telefonu çalıyorken ve kafanızın içinde bir sonraki gün için işinizle ilgili düşünceler döndüğünde ruminatif eğilimleriniz yalnızca lehinize çalışıyor olabilir.

Stroop testi*

Tanım    : J. R. Stroop'un 1935 yılında geliştirdiği üç kısımdan oluşan bir bilişsel kontrol testi. Testin ilk kısmında deneklere renk isimleri sunulur ve bunları olabildiğince hızlı okumaları istenir. İkinci kısımda renkli mürekkeple basılı nokta kümelerinin renklerinin olabildiğince hızlı söylenmesi istenir. Üçüncü kısımda ise sunulan rengin adından farklı renkten mürekkeple yazılan kelimelerin olabildiğince hızlı (ve yüksek sesle) okunması istenir. Örneğin 'mavi' kelimesi kırmızı veya sarı mürekkeple yazılmıştır. Bu deneylerden çıkan ve Stroop etkisi olarak adlandırılan çarpıcı sonuç, deneklerin, farklı renkten mürekkeple yazılan renk adlarını (örneğin mavi renkle yazılı 'kırmızı' kelimesini) okumakta oldukça zorlanmaları, doğru okuyabilmek için uzunca bir süre harcamaları, hatta yazılı kelimeyi değil, mürekkebin rengini söylemeleridir (örneğimizde doğru okuma 'kırmızı' olacakken, deneğin 'mavi' demesi). Bu testin bilişsel psikoloji açısından önemi, görsel algıyla (burada renk) sembolik-semantik algı (burada rengin adı) arasında bir çatışma olduğunda, görsel algının ağır basmasıdır. Başka bir deyişle görsel algı daha temel, daha ilkeldir ve semantik süreçlerden önce gelir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder